Travestinibul.org Sitemiz Türkiye'de bulunan travesti arkadaşların buluştuğu , tanıtım sitesidir.Sitemiz içeriğinde cinsel içerik bulunmamaktadır. 21 Yaşından büyükler için hazırlanmıştır. Eğer 21 Yaşından küçükseniz sitemizde çıkış yapıp GOOGLE dan devam edebilirsiniz
Blake Lively,Umarım birkaç kız çocugum olacak. Kız değil, erkek çocuklarım olursa travesti olmalarında yarar var. Çünkü onların da bir gün kullanabilecekleri inanılmaz güzel ayakkabı , çantalar ve kıyafetlerim var” dedi. Blake Lively’in Gossip Girl filminde canlandırdığı Serenavan der Woodsen karakterinin 100 sayfaya bile sığamayacak kadar uzun sevgililer listesi vardı. Lively, gerçek hayatta bu konuda canlandırdığı karakteri ile karşılaşılmayacak kadar mütevazi olduğunu itiraf ederek, aşk yaşadığı erkekleri saymak için bir eldeki parmakların yettiğini söyledi. 24 yaşındaki güzel oyuncu, Elle dergisi verdiği röportajda, “Hayatım boyunca sadece dört erkek arkadaşım oldu. Sevgilim olmayan kişi ile asla ilişkiye girmedim. Biri ile zaman geçiriyorsam, onu ilk olarak arkadaş olarak iyi tanımışımdır” dedi. Lively’nin erkek arkadaşlarınin sayısını öğrendiğimize göre, onların isimlerini de tahmin edebiliriz. Lively, geçtiğimiz yılından itibaren “Green Lantern” filniminde baş rolü paylaştığı oyuncu Ryan Reynolds ile birlikte olduğunu açıklamıştı. Ondan önce Blake’in hayatında “yaz aşkı” olarak tanımlayabileceğimiz Leonardo DiCaprio dönemi vardı. DiCaprio’den önce ise Lively “Gossip Girl” çekimlerinde bir araya geldiği Penn Badgley ile uzun soluklu ilişki yaşadı. Ve en son sıra “ilk aşk”a geldi. Blake Lively’nin ilk erkeği “Simon Says” filminde baş rolü paylaştığı Kelly Blatz idi. Blake Lively doğruydu; sacede bir parağrafta anlattığımız onun “aşk hayatı hikayesi” canlandırdığı karakterin 100 sayfalık sevgililer listesi ile asla kıyaslanmaz... Bu gidişte Lively’nin 4 numaralı sevgilisi son olabilir mi sizce? Reynolds ile mutlu olduğunu söyleyen Lively, New York’ta 5. Avenue'da sevgilisi ile birlikte yaşadığını söyleniyor. Bir gün mutlaka anne olmayı istediğini belirten Blake, kızlarına en sevdiği takı ve kıyafetlerini vereceğini söyledi. Çocuk planları ile ilgili espiri yapan Lively, “ Umarım birkaç kız çocugum olacak. Kız değil, erkek çocuklarım olursa travesti olmalarında yarar var. Çünkü onların da bir gün kullanabilecekleri inanılmaz güzel ayakkabı , çantalar ve kıyafetlerim var” dedi. Blake Lively: Hayatım Boyunca Dört Sevgilim Oldu! starlounge.tr.msn.com/gallery.aspx?cp-documentid=160495553
Kimi modern yalvaçların ellerindeki paslı kılıçlarla hayatlarımıza canhıraş bir şekilde saldırdıkları dönemlerden geçiyoruz. Aslında hep bu şekilde geçti hayatlarımız. Toplumsal akdimizde her daim belirleyici rol oynamış" farklı olanın hayatına müdahale et, yok et!" şiarı, memleketimizin o kendine has fanfarı eşliğinde kulaklarımızı sağır etmeye devam ediyor. Engizisyon ateşini üflerken sakalı tutuşan şeyhülislam torunlarının hayatlarımızı zapturapt altına alma çabası durmaksızın sürüyor. Şeriatı kollayıp koruma görevi, şen kahkahalarıyla evlerimizi şenlendiren İkbal Gürpınar'a düştü bu kez. En son, ahbap-çavuş ilişkileriyle bir şekilde ana akım medyaya kapağı atmış boru sesli kimi spikerlerin, özellikle Van depremi sonrası, nefretlerini ferahfeza bir şekilde kusmaları karşısında ürpermiştik. Kolluk güçlerine taş atan, apoleti en revnaklı komutanlara karşı el pençe divan durmayanları hizaya sokmaya çalışan ifadeler, başımızda fırıldaklar gibi dönmüştü. İkbal Gürpınar, meslektaşlarından cesaret alarak, Hindistan'da çıkan bir yangında yaşamını yitiren 15 eşcinsel gencin ölüm nedenini, gençlerin cinsel yönelimlerine, dolayısıyla sapkınlıklarına(!) bağlıyordu. Lut Kavmini de referans göstererek resmin eksik parçasını tamamlıyordu. Şeri şeriften saparak, masum çocukları fısk-u fücur ile sapkınlığa itenlerin sonu, elbette ki Lut Kavmi'yle açıklanırdı. Peki, İkbal Gürpınar hanım, Hindistan'ın çok heterojen bir dinsel yapıya sahip olduğunu bilmiyor mu acaba? Hadi Müslümanlara Lut Kavmi'ni referans gösteriyor, peki hangi cesaretle Hindu, Budist, Hıristiyan vs olanlara Lut Kavmi'ni örnek göstererek" siz sapkınsınız" diyebiliyor? Bu, cinsel yönelimlerine yapılan saldırının yanı sıra, bu insanların inançlarına saldırıyı da, inançlarını tanımamayı da beraberinde getirmiyor mu? Burada iki kere nefret suçu işlenmiyor mu?
Londra'da düzenlenen 'eşcinselliğin tedavi edilmesine' yönelik bir konferans, doktorlarca eleştirildi. 'Anglikan Ana Akımı' adlı bir kilise grubu tarafından düzenlenen etkinlikte "psikolog" Joseph Nicolosi de yer alıyor. Joseph Nicolosi, çok sayıda kişinin "heteroseksüel olmasına" yardımcı olduğunu söylüyor. Nicolosi, insanlara kendi ifadesiyle "heteroseksüel potansiyellerini 25 yıl boyunca artırabilmeleri" konusunda "yardımcı" olduğunu söylüyor. Nicolosi, uyguladığı "tedavinin" erkek eşcinseller arasında başarı oranının üçte iki olduğunu söylüyor. Kadın eşcinsellerle ilgili bir bilgi de maalesef yok. Amerikan Psikiyatri Derneği 1973'te, Dünya Sağlık Örgütü ise 1990 yılında eşcinselliği hastalık kategorisinden çıkartmıştı. Ayrıca İngiltere Kilisesi, bu türden terapileri desteklemediğini açıklamıştı. İngiltere Kraliyet Psikiyatristler Koleji (The Royal College of Psychiatrists) ise iddia edilen bu "tedavinin" işe yaradığı konusunda elde bir bilimsel kanıt bulunmadığını söylüyor. Kuruluş ayrıca bu "tedavinin" kişiler üzerinde önemli ölçüde gerilim de yarattığını, söylüyor. Kraliyet Psikiyatristler Koleji'ne göre bu yaklaşım, eşcinsel, biseksüel ve transeksüeller ile ilgili önyargılar ve ayrımcılığın yayılmasına da neden oluyor. Utah Üniversitesi profesörlerinden Lisa Diamond, yaptığı bir açıklamada Dr. Joseph Nicolosi'nin kurmuş olduğu Ulusal Homoseksüellik Araştırma ve Terapi Derneği NARTH'ın kendi bilimsel verilerini maksatlı olarak çarpıttığını ifade etmiş, Nicolosi'yi sert bir dille uyarmıştır. Dr. Diamond, market edilen bu sözde terapilerin zararlı olduğunu savunur. Yine Nicalosi'nin akademik kimliği kullanarak sahte bilim desteği pazarladığını söylemiştir.